Osteoartrit

"Osteo" kemik anlamına gelir ve "artrit" eklemin hasarı ve şişmesi demektir.

Bütün dünyada, osteoartrit tüm eklem hastalıklarının en yaygın olanıdır.Osteoartrit tek bir duruma bağlı değildir, birçok farklı eklem problemlerinin sonlandığı nokta olarak düşünülebilir.Osteoartritin iki ana klinik göstergesi ağrı ve fonksiyon kaybıdır Ağrı herzaman yoktur, fakat sinirleri içeren yapılarda (eklem kapsülü ve subkondral kemik gibi) hasar oluştuğu zaman meydana gelebilir. Eklem kapsülünün fibrozu sonucu olarak ya da düz artiküler yüzeyin kaybında, sertlik ve fonksiyon kaybı oluşur.En çok dizler , kalça, parmak uçları, el başparmağı ve ayak başparmağı etkilenir.Osteoartritin ana etkisi eklemde kıkırdak yıkımıdır. Osteoartritin sonucunda etkilenen eklem kısmına bağlı olarak; küçük bir hasarda çok büyük ağrılar çekilebilirken, geniş kapsamlı eklem hasarlı hastalarda hiçbir ağrı hissedilmeyebilir.

Epidemioloji: Osteoartrit tarih boyunca dünyada görülen en yaygın hastalıklardan biridir ve bütün insan gücünü etkiler (insan gücünü etkilemesi osteoartritin farklı tiplerinin ne kadar yaygın olduğuna bağlıdır). USA'da yetişkinlerin % 7 sinde bu hastalık görülür. İnsanlarda genellikle 45 yaş üzerinde başlar. Yaşlanma ile birlikte osteoartrit insidansı artar, 50 yaşa kadar erkekler osteoartrite kadınlardan daha yatkındır; 50 yaş üzerinde ise kadınlar erkeklerden daha çok etkilenirler.

Hastalık Bölgesi: Osteoartrit çok değişken olup farklı eklemleri etkileyen çok çeşitli tipleri mevcuttur. Osteoartritten en çok etkilenen eklemler:

Ağırlık çeken eklemler :

-Dizler (diz osteoartriti kadınlarda erkelere oranla daha yaygındır ve 50, 60 ve 70'li yaşlarda bir çok probleme neden olur; obesite kadınlarda diz osteoartriti riskini artırır, ancak erkeklerde daha önceden geçirilen spor kazaları veya operasyonlar erkeklerde görülen daha yaygın risklerdir ve sadece o eklemde osteoartrite neden olabilir)

-Kalça (kalça osteoartriti erkekleri en az kadınlar kadar etkiler ve daha çok 40 - 60 yaş arası başlar)

-Parmak ucu (terminal parmak ucu araları veya uçtaki eklemler) ve baş parmak (metakarpal kemikler)

-Daha çok kadınlar olmak üzere hastaların % 50 sinde oluşur ve daha çok 40 lı ve 50 li

yaşlarda başlar (menapoz dönemine yakın)

-Başparmak tabanında osteoartrit

-Baş parmak tabanı (ilk metatarsofalengeal eklem)

-Sonunda parmak sert hale gelir (hareket zorluğu oluşur) veya (ağrılı şişkinliğe neden olur).

Yaygın olarak osteoartritten etkilenen eklemler: Bilek, omuz ve ayak eklemlerinde (ayak başparmak tabanı hariç) osteoartrit nadir olarak görülür ve bu eklemlerdeki belirtiler bunun altında yatan hastalığın osteoartrit olmadığını gösterir.

RİSK FAKTÖRLERİ

Osteoartritin gelişmesini sağlayan temel birkaç faktör vardır.

Yaş

Demografik çalışmalar incelenen eklemlerde diğer faktörlerden bağımsız olarak yaşın osteoartritin sürekli geliştiği en belirgin faktör olduğunu göstermiştir. Ancak yaşlanma sürecinin önemli spesifik elementleri bilinmemektedir. Genel oran radyografik osteoartrit ve daha az olarak da semptomatik osteoartrit erkeklerde 50 yaş üzerinde ve kadınlarda 40 yaş üzerinde kademeli olarak oluşur.

Cinsiyet

Herşeyden önce osteoartrit kadınlarda erkeklerden daha yaygındır. El osteoartriti ve multiple eklem osteoartriti kadınlar arasında diz osteoartritinden ayrı olarak daha yaygındır.

Ancak, kalça, bilek ve belkemiği osteoartriti erkeklerde daha yaygındır. İlginç olarak kadınlar hasta eklemlerdeki ağrılardan erkeklerden daha fazla şikayet ederler.

Soyaçekim

Genelde parmak eklemlerindeki kemik genişlemesi (Heberden's nodülleri) dahil osteoartrit kalıtımsal eğilimdedir.

Obezite

Çalışmalar obezite ile diz osteoartriti arasında kuvetli bir ilişki ve kalça osteoartriti arasında daha zayıf bir ilişki göstermiştir. Bu da osteoartrit ile obezite arasındaki ilişkinin, basit olarak ağırlık yüklemesinin artmasına bağlı bir baskı olmadığını gösterir. Obesitenin el osteoartriti gelişmesinde bir risk faktörü olup olmadığı şüphelidir. Obesite en önlenebilir risk faktörüdür.

Belli dış faktörlerde aynı zamanda osteoartrit riskini artırabilirler ;

 Eklem şekli: Eklem veya kemik anatomisindeki özellikle de kalçadaki anormaliteler osteoartrit gelişmesi riskini artırabilir.

Eklem travması: Travma, sekonder osteoartrit gelişmesine neden olabilir. Travma bazen primer osteoartrit oluşmamış eklemlerde sekonder osteoartrit gelişmesine de neden olabilir (el ve ayak bileği gibi). Diz osteoartriti, fazla eğilme ve yorucu aktivite gerektiren işe sahip yetişkinlerde daha yaygın olmasına rağmen düzenli hassas egzersiz ile ilişkisi tartışılır. Bazı sporlar ve aktiviteler (örn. bale) belirli eklemlerin osteoartriti ile ilişkilidir, bazıları ise değildir (örn. futbol). Osteoartrit riski sadece ciddi travma ve eklem cerrahisi durumlarında artış gösterir. Eklemin şiddetli şekilde kullanılması osteoartrit gelişme şansını artırmaz, fakat önceden hastalığa yatkınlık varsa hastalık bölgesini ve şiddetini artırabilir. Osteoporoz için uzun yıllardan beri kullanılan en güvenilir tedavi yöntemlerinden biri Calcitonin'dir. Enjektabl formu bulunabildiği gibi, en sık kullanılan formu nazal sprey (burun spreyi ) şeklindedir. İlaç, burun mukozasından emilerek doğrudan kana karışmaktadır. Salmon kalsitonin'e FDA tarafından kemiğin Paget hastalığı, Hiperkalsemi ve Postmenopozal osteoporoz tedavisinde kullanımı için onay verilmiştir. Risk faktörlerinin birbirinin etkisini artırdığı düşünülür. Yaşlanma gibi iç faktörler ve eklem anatomisi ve zorlama gibi mekanik faktörler kişide osteoartrit eğilimini artırır. Menisektomi (dizden menisküsün cerrahi ile çıkarılması) uygulanan hastaların takip çalışmaları bu hipotezi destekler: operasyon osteoartrit riskini artırır; fakat en çok iç risk faktörlerine sahip hastalarda uygun şartlar hazırlanır.

HYALURONAN

İnsan vücudunda hyaluronan'ın esas rolü mekanikdir. Ancak, hyaluronan'ın belirli endojen reseptörler (CD44 gibi) ile reaksiyona girdiği ve hem insanlarda hem de hayvanlarda oluşan akut ve kronik enflamasyon olaylarını modüle ettiği gösterilmiştir. Bu kullanım şartlarına, uygulama bölgesine ve amaca bağlıdır, hyaluronan aynı zamanda aşağıdaki gibi değerlendirilebilir:

-Aktivitesi esas olarak viskoelastik özelliğinden dolayı mekanik etkilerine dayanan bir ilaç.

-Uzun süreli farmakolojik etki gösteren bir ilaç.

-Hyaluronan bütün yaşayan organizmalarda (bitkiler hariç) doğal olarak bulunur ve ektraselüler boşluğun bileşenidir.

-Hyaluronan bütün yaşayan canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir.

-Hyaluronan bir polianyonik glikosaminoglikan (GAG) polisakkaritdir.

-Hyaluronan fizyolojik solüsyonlarda geniş olarak rastgele yayılmış sarmal form gösterir ve çok geniş 3boyutlu alan işgal eder.

-Bu alan yapısı moleküllerin hyaluronandan diffüzyonunu sağlar.

-Hyaluronan diffüzyonun oluşabildiği bir ortam gibi davranır.

-Bu nedenle eklem kıkırdağı için hyaluronan, besin maddelerinin, gazların ve metabolitlerin kıkırdak hücrelerine giriş ve çıkışları için esansiyeldir.

Hyaluronanın bu özelliklere sahip olması hidrofobik bölgeleri ile açıklanır (fosfolipitlerle kompleks oluşturma yeteneği gibi).

Hyaluronanın birçok fonksiyonlarının bir çoğunun nedeni suya bağlanabilme yeteneğidir.

-Hyaluronan çok büyük miktarda su tutabilme yeteneğine sahiptir, bu özelliği ona "jel kıvamı" verir.

-Hyaluronanın elastisitesi sinoviyal eklem gibi yapıları basınçlı kuvvetlere karşı korur.

-Hyaluronan aynı zamanda non-Newtonian viskosite gösterir.

-Bu demektir ki eklem istirahatte iken, hyaluronan katıların elastik özelliğini gösterir, ancak eklem hareket edince jel daha az viskos hale gelir ve daha az rezistans gösterir.

-Hyaluronan ticari olarak hayvansal ve bakteriyel kaynaklardan elde edilebilir.

-Bakteriyel kaynaklar kolay büyüme, daha uniform büyüklük, geniş bir skalada üretilebilme ve allerjik risk içermemesi, enflamatuvar veya diğer başka yan etkilerin olmaması gibi avantajlara sahiptir.